Dilverelaraskambayce

Dilverelaraskambayce

Yazan: HACEBAR
Editör: ENEZY
Çizer: ARHEZ AMTAF 



 Hatmeyofannapitia, sözlüğün başından kalkamıyordu. Diğer insanlardan farklı değildi. Geçmişteki insanlar öyle üşengeçtiler ki "Tamam" kelimesini "Tmm" şeklinde söylerlerdi ardından "Tm" kelimesine türettiler ondan sonra "T" ve daha sonra dudaklarını oynatamayacak hale gelmişlerdi. Bu durumu engellemek isteyen Cengiz, yeni adı ile Cenbritasyokilasmo ,her kelimenin en az sekiz hece olması konusunda kanunlar çıkarmıştı.

 "Anlamıyortapikas nedehacebaren çipklastropasi kullannoberez mıyorsun." Dedi Robbotokosovlenbo500. Hatmeyofannapitia'nın kişisel robotuydu. İnsanımsı bir hale bürünebilmek için kollarını iki yana sallamıştı.

 "Dilverelaraskambayce dilini konuşmak istemiyorum. Ben Türkçeyi özledim," dedi Hatmeyofannapitia kalbinden geçen özlemi seslendirerek. Robbotokosovlenbo500'ün ne diyeceğini tahmin etmiş ve öyle cevap verebilmişti

 "Kuralloperesları çiğnedinsoperate. Buhemberiata bildirilaerisecektir," dedi Robbotokosovlenbo500. Bir taraftan da metal kapağından renkli ışıklar saçtı.

 Hatmeyofannapitia bir süre robotun ne demiş olabileceğini düşündü. Çenesini iki kere kaşıdı ardından bilekliğinin çevirme özelliğini hatırladı. Tercüman özelliğini açmak için parmağını bile kıpırdatmadı. Sadece düşündü. Çünkü bu bileklik beynin düşüncelerinin etkisi ve derideki sıcaklık değişimleri ile çalışırdı. 

 Hatmeyofannapitia'nın gözleri gökdelenmişçesine uzadı. "Yo, yo, yo" dedi ve robota uzandı "Evdeki sırların tutulması kuralına ne oldu?"

 Kız iki elini aralarından dozdoz böceği geçebileceği kadar birbirlerine yaklaştırdı. Orta parmağı ile baş parmağını birleştirdi. Ardından minik bir hareket yaptı. "Şık" Parmaklarını şıklatmıştı. Bu hareket robotun kural ihlali yapmış olduğu anlamına geliyordu. En yakınındaki robotu kapatıyordu.

 "Ohh dünya varmış." Dedi ardından robotun, yeni bulunan barridium elementi ile yapılmış yüzünün ifadesiz haline baktı. "Eskilerin halay dediği şeyi denemek için tam zamanı."

 O kendi halinde kıpırdarken kapısı "şappele şap" diye çaldı. Hatmeyofannapitia bilekliğine kapıyı açma komutu verdi. Kapı gıcırtı bile çıkarmadan açıldı.

 "Acil durum kodu vermişsin." Dedi kapı ardında görülebilen ikisi evcil hayvan olmak üzere otuz üç kafanın en önündeki. Ardından elleri ile ağzını kapattı. "Üzgünüm, daha çip aktarması yapmadım."

 "Sıkıntı yok, ben yapmayı düşünmüyorum bile," dedi Hatmeyofannapitia. Yüzlerini ilk defa gördüğü komşularına bu kadar samimi bir sır vermesi garipsenmeliydi. Ancak o sırada bir şey düşünemiyordu ki! Geçmişteki kolay iletişim halini özlüyordu. Partilerde “iyi ki doğdun” yazan afişleri asmayı, okulda yazı yazmak için elinin aldığı yorgun hali özlüyordu

 Tarihi olmayan bir dili konuşmak zor olsa gerek. Kaç yıldır muhabbet ettiğin, şarkılar söylediğin hatta dedikodu yaptığın dili bırakmak zor olmalı. Böylece biz yüzlerini ayırt edemediğimiz komşuları birlik etti. Önderimiz Hatmeyofannapitia önderliği ile kanunları kırmaya gidiyoruz. Ben, yani biz komşular.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

BİR İPİN HİKAYESİ

Ramazanı İyi Geçirmek İsteyen Hacivatlara Beş Adım

HÜNKARBEĞENMEDİ, RAMAZAN PİDESİ, AHA DA İLHAM GELDİ!