HÜNKARBEĞENMEDİ, RAMAZAN PİDESİ, AHA DA İLHAM GELDİ!
YAZAR: ENEZY
ÇİZER: ARHEZ AMTAF
EDİTÖR: EMBÈRİA AÈRİS
SON OKUMA: HACEBAR
İlhaaaaaaam, neredeeeesin? Gel buraya! Gel kuçu kuçu! Yok, olmadı bu. Gel bili bili bili! Gel pisi pisi! Yavrum, gel bak sana ne vereceğim? Offff. Elma dersem çık armut dersem yine çık. Armuuut! Yok, armut deyince çıkması gerektiğini anlamadı galiba. Elmaa! Portakaal! Mandalinaa! Ananaas! Üzüüm! Enginaar! Patlıcaan! Hünkarbeğendiii! Hünkarbeğenmediii? Ramazan pidesiii!
- Ramazan pidesi mi, nerede? Onu bana ver. Ramazan pidesiii! Pide Ramazanııı!! Ramazaan pidesi!! Höbele höbele hoppala. Sıcak sıcak Ramazan pidesi. Yumurtalı hem de. Yummmuşşşacık. Miss gibi kokuyor. Ver onu bana! Höbele höbele hop. Zıttırı vıttırı hey!
- Tamam, sakin ol! İftara daha 3 saat var. 40 dakika kala annem beni pide almaya gönderir, iftarda yeriz.
- Ben de gelebilir miyim pide almaya? Lütfeeeeeeeeeeeeeeeeen?
- Tamam, tamam gel. Ama yolda dayanamayıp ucundan koparmak yok. Orucun bozulur. En büyük imtihan dönüş yolunda pideyi yemeden durabilmek bence.
- Eh, ona söz veremem.
- Vereceksin... Bir dakika bir dakika! Sen kimsin ki? Anneciğiiiiiiiim! Evde yabancı biri var. Böyle insan da değil, eciş bücüş bir şey. Benle pide almaya gelecekmiş!
- Sakin olsana beynamaz! Sen beni çağırmıyor muydun hikâyenin başında?
- Bir dakika! Sen ilham mısın?
- E, evet!
- Ama benim aklıma hala yazacak hikâye fikri gelmiyor.
- Ben gelince hikâye fikrinin de mi gelmesi gerekiyor?
- E hani ilhamın yanında promosyon olarak hikâye fikri geliyordu? Şu üstünde İlham Company yazanlardan.
- Kim söyledi bunu sana?
- Eeee bilmem ki! Ben öyle sanıyordum.
- Yok, öyle bir şey. He, bir de sen bana ürün mü demeye çalışıyorsun? Ya da şirket her neyse. Promosyon falan dedin az önce.
- Yok, yok alakası yok, şaka yaptım, ha ha ha! Çok komik değil mi?
- E hadi öyle olsun, günahını almayayım. Sonuç olarak pide almaya seninle geliyor muyum? Gelmiyor muyum?
- Geliyorsun geliyorsun. Hatta iftara da kalabilirsin.
- Yaşasııın. Allah razı olsun. Ha, son bir şey daha, sen bana hikâyenin başında köpek mi demeye çalışıyordun??
- Yooo. Ne alaka? Nereden çıkardın? Alakası yok.
-Bak günahını almayayım diyorum ama çok da şansını zorlama istersen.
- Tamam, tamam kızma.
- Bir şey soracağım.
- Evet?
- Ramazan pidesi niye sadece Ramazanda satılıyor? Ben her gün ramazan pidesi yemek istiyorum ama sadece Ramazanda yiyebiliyorum. Bu haksızlık.
- Şimdi şöyle ki; Osmanlı Döneminde Ramazan pidesi Ramazana özgü bir ekmekmiş, sadece Ramazanda yapılırmış. Çünkü Ramazan gibi özel bir aya sadece o aya özel bir ekmek yaraşır. Gelenek hala devam ediyor işte.
- Hmmm. Anladım. Peki, o zaman bu pide sadece Türkiye’de mi yapılıyor?
- Aynen öyle!
- Yurt dışında yaşamamak için bir sebep daha. Ben pidesiz yaşayamam.
- Belli oluyor.
- Ahseeen, İlhaam, iftara kırk dakika kalmış hadi bir koşu alıp gelin yavrucaklarım.
- Yaşasınn.
SON.

Yorumlar
Yorum Gönder